Oğuz Atay (1934-1977)
12 Ekim 1934 İnebolu- Kastamonu doğumlu Türk Edebiyatının usta Kalemi Oğuz Atay 11 yıl CHP'de Milletvekili olan Cemil Atayın oğludur. İlkokul öğretmeni annesi ve bir de kız kardeşi vardır.
1971-1972 yıllarında en popüler romanı Tutunamayanları yayınladıktan sonra büyük bir tartışmanın odak noktası haline geldi ve TRT Roman Ödülü'nü kazandı.
Türk Edebiyatında büyük bir yere sahip olan başyapıt niteliğindeki bu kitap için ünlü eleştirmen Berna Moran ' hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı' olarak nitelendirmiştir Tutunamayanları.
Moran'a göre bu eser Türk Edebiyatına çok şey kazandırmış çağdaş roman anlayışı ile aynı hizaya getirmiştir.
İçine kapanık fakat çok dürüst bir çocukluğu olmuştur Oğuz Atay'ın hatta o kadar dürüsttür ki 'kardeşini sevmeyen var mı? Diye soran öğretmenine sınıfta tek kalkan onun parmağıdır.
Sokakta gördüğü birçok şeyi karikatürize ederek ailesine anlatır, karikatür çizdiği gençlik yıllarına uzanmış ince espri anlayışını kitaplarından okumak mümkündür.
Dostoyevsky ve Kafka hayranı olan Oğuz Atay Tutunamayanlar kitabında 'böyle basit ölçülerle insanları değerlendirirler, Dostoyevsky'yi okumamışlardır bilmezler diye de gönderme yapmıştır.
Tutunamayanlar romanını hep sevdiği kadın olan sevin ve intihar eden arkadaşı Ural'a ithaf etmiştir. Orhan Pamuk tam bir Oğuz Atay hayranıdır. 1972yılında Tutunamayanlar çıktığında hemen kitabı alır ve defalarca okur. Teknik üniversitesinde okuyan 20 yaşındaki genç Orhan pamuğu derinden etkiler bu kitap.
Oğuz Atay kitabı ilk çıktığı zamanlarda TRT ödülü dışında başka bir ödül alamamış şimdiki kadar yada öldükten sonra yakaladığı şöhret kadar konuşulmamış, öksüz, ilgisiz, kimsesiz bırakılmıştı.
Sanırım büyük yazarların en büyük ortak noktası öldükten sonra hak ettiği değeri görmeleriydi. Zira Ömer Seyfettin gibi Türk Edebiyatının büyük yazarının da kimsesiz sanılıp cesedinin kadavra yapıldığı bir edebi cemiyet Oğuz Atayı 'da aynı yalnızlığa itecekti.
Beyaz Mantolu Adam hikâyesini kısa bir filme çekmiş fakat bu film kaybolmuştu.
Günlük olarak tuttuğu defter vefatından sonra kaybolur ve Gürsel Göncü isimli, bir öğrencinin elinden ta ki Cevat Çapan'a ulaşana kadar defalarca el değiştirir ve bu günlüğün Oğuz Atayın evinden çalındığı iddiası yayılır.
Çapan' ulaşan defter Milliyet gazetesinde parça parça yayınlanır.
Oğuz Atay Ne Zaman Öldü?
Usta yazarı ölüm Mecidiyeköy'de yaşayan arkadaşı Altay Gündüz'ün evinde yakalar. Oğuz Atay banyo yapmak için girdiği duştan uzun süre çıkmaz bu durum üzerine ev halkı endişelenmiş ve Atay'a seslenmiştir banyodan ' Sevinmeyin, daha ölmedim 'cevabını verir. Bu muzip şakası üzerine ev halkı gülmeye başlar.
Bir süre daha geçer Oğuz Atay dışarıya çıkmaz. Bunlar yazarın son sözleridir. 13 Aralık 1977 ölüm tarihi.Mezarı Edirnekapı Sakızağacı şehitliğinde 5. Adadır.
Kastamonu valiliği 2007 yılı itibarı ile Oğuz Atay Edebiyat ödüllerini yazarın adına vermektedir.
Tutunamayanlar kitabı post-modern tarzda yazılmış ilk Türk eserdir.
BEHÇET NECATİGİL(1916-1979)
Bedri Tezgit, İzzet Geyve, Küçük Muharrir takma adlarını da kullandı. Babası Kastamonulu Mehmet Necati Gönül, vaizlik, müftülük yaptı, Sarıyer müftülüğünden emekli oldu. Annesi Fatma Bedriye Hanım, Geyveli Müderris Hafız İbrahim Hakkı Efendi'nin kızıydı, mide humması hastasıydı, Fatih yangınında yaşadıkları konak da yanınca, zayıf bünyesi bu ağır şoku kaldıramadı. Necatigil iki yaşındayken, yaşamını yitirdi (1896-1918). Bir süre ona Karagümrük'te anneannesi baktı. Sonra babasının Beşiktaş'ta bir saray memurunun kızı olan Saime Hanım'la evlenmesiyle yaşamı anneannesiyle babasının evi arasında geçmeye başladı. Babasının bu evlilikten iki kızı oldu (Sabahat, 1921 ve Fahamet, 1923). Behçet Necatigil ilkokula başlayacağı yıl, anneannesinin de hastalanması üzerine, Karagümrük'ten Beşiktaş'a, babasının yanına geri döndü ve 1923'te Beşiktaş Çevri Usta Okulu'na başladı. Babasının Singer dikiş makineleri firmasında müfettiş olarak işe başlaması üzerine ailesiyle birlikte Kastamonu'ya taşındılar. Son sınıfı Kastamonu Muallim Tatbikat Mektebi'nde okudu ve 1927'de mezun olarak Kastamonu Lisesi'nde ortaöğrenimine başladı. Ancak, yıllar önce yetersiz beslenme ve bakımsızlık nedeniyle başlamış olan hastalığı "adenit tüberküloz'' yüzünden öğrenimine ara vermek zorunda kaldı. Aile yeniden İstanbul'a taşındı. İstanbul'da ameliyatlar ve elektrik tedavileriyle geçen uzunca bir süreden sonra öğrenimine 1931 yılında Kabataş Lisesi'nde, orta ikinci sınıftan yeniden başladı ve 1936'da okulunedebiyat bölümünden birincilikle mezun oldu. Edebiyata olan ilgisi, Kastamonu'da, ortaokul yıllarına dayanır. Şair Zeki Ömer Defne edebiyat öğretmeniydi, onu hep yazması için destekledi. Defterine 23 Ocak 1930 günü: "Yarının iyi bir kalemine sahipsin. Boş durma, oku!" diye yazdı. Necatigil ortaokul yıllarında dergi çıkarmaya başladı. Kendi ifadesiyle "17 Ekim 1927'den itibaren eskilerin eser-i cedid dedikleri kâğıtları 'El-Marifet' matbaası adını verdiği hususi matbaasında (yani kendi el yazısıyla) doldurarak hazırladığı Küçük Muharrir adındaki bu dergiyi, 14. sayısıyla birlikte birinci cildini kapamış ve iki yıllık bir tatilden sonra 20 Haziran 1932'den itibaren ikinci cildine başlayarak 12 sayı daha çıkmış". Bugüne kadar saklanmış olan budergilerin okuyucuları arkadaşları ve akrabalarıydı. Aynı yıllarda, Akşam gazetesinin haftalık Çocuk Dünyası sayfasına "Küçük Muharrir" imzasıyla şiirler, fıkralar, hikâyecikler yazdı. 1931-1933 yılları arasında sürdürdüğü bu çalışmalarının karşılığında, yıllar sonra bir röportajda dediğine göre, dergi yönetiminden telif ücreti de aldı, telif ücreti yerine çikolata ve bonbon da... Necatigil Kabataş Lisesi'ni bitirdi, Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne devam etti. Bu arada Alman Filolojisi'ndeki bazı derslere konuk öğrenci olarak katıldı ve ilk ders yılı sonunda "Deutscher Akademischer Austauschdienst" kuruluşunun davetlisi olarak bursla Berlin'e gönderildi; dört ay Almanya'da kalarak Berlin Üniversitesi'nin dil kurslarına katıldı. Yüksek öğrenimini 1940 yılında tamamladı, okulu birincilikle bitirdi. Aynı yıl Kars Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. İklim koşullarına uyum sağlamakta güçlük çekip hastalanması üzerine 1941 yılında Zonguldak Çelikel Lisesi'ne, 1943 mart ayında da İstanbul'a, Pertevniyal Lisesi'ne tayin edildi. İki ay sonra, yaz dönemine girince yedek subaylık için başvurarak Ankara'ya gitti. Temel eğitim sonrası askerlik görevini İzmir'de levazım subayı olarak yaptı (ekim 1943-kasım 1945) ve terhis olmasının ardından İstanbul'a, on beş yıl süreyle çalışacağı Kabataş Lisesi'ne atandı (aralık 1945). İlk şiir kitabı Kapalı Çarşı da aynı yıl yayımlandı. Yine aynı yıl, İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisi'ne kaydını yaptırarak iki yıl süreyle, öğretmenliği ve öğrenciliği birlikte sürdürdü. İki yıl sonra, lisedeki ders saatleri arttığı için, modem Almanca sertifikası alarak Alman Filolojisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Zonguldak'tan İstanbul'a döndükten bir süre sonra, 1948 yılında Edebiyat Fakültesi öğrencisi olan ve o dönemde Sarıyer Ortaokulu'nda stajyer öğretmen olarak çalışan Huriye Korkut'la tanıştı. Ağustos 1949'da Necatigil'in ailesinin yaşadığı Beşiktaş, Valideçeşmesi, Dibekçi Kamil Sokağı (şimdi Enis Akaygen Sokağı), 22 numaralı evde, aile arasında kıyılan bir nikâhla evlenerek yine Valideçeşmesi, Setüstü Sokak, 22 numaralı kiralık eve taşındılar. 1951 yılında ilk kızları Selma dünyaya geldi. 1955 yılında, Beşiktaş Camgöz Sokağı'ndaki 22 numaralı ahşap evi satın alarak oraya taşındılar. 1957 yılında küçük kızları Ayşe doğdu. 1964 yılında yine Beşiktaş'ta, Nüzhetiye Caddesi üzerindeki Deniz Apartmanı'nın bir dairesini satın alarak oraya taşındılar. Necatigil, ölümüne dek bu apartmanın 23 numaralı dairesinde yaşadı. Necatigil, 1960 yılında Çapa Eğitim Enstitüsü'ne tayin edildi ve 1972 yılında kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Emeklilik dönemini, evinde yoğun bir biçimde çalışarak geçirdi. 1979 yılının kasım ayında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne yatırıldı. Kısa bir tedavi döneminin ardından, 13 Aralık 1979 tarihinde aramızdan ayrıldı. İstanbul'da Zincirlikuyu mezarlığında yatıyor. Ölümünden sonra ailesi tarafından konulan Necatigil Şiir Ödülü, 1980'den beri veriliyor. 1960 yılında yayımlanan Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü'nde, şiir serüvenini şöyle özetledi: "İlk şiiri lisede öğrenciyken, Varlık dergisinde çıkmıştı (ekim 1935). Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları hatırlatmaya; ev-aile-yakın çevre üçgeninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya harcadı. Arada biçim yenileştirmelerinden ötürü yadırgandığı da oldu, ama genellikle, eleştirmenler, onun için, tutarlı ve özel bir dünyası olan bir şair dediler." Necatigil'in "Eski Sokak" şiirine konu olan Camgöz Sokağı'nın adı artık "Behçet Necatigil Sokağı". Ölümünün ardından, 1987 yılında yakın arkadaşlarının çabaları ve basının da desteğiyle, yaklaşık on yıl yaşadığı sokağın adı Belediye tarafından "Behçet Necatigil Sokağı" olarak değiştirildi. Şehr-i İstanbul Demeği de sanatçıların evlerini belgelemek amacıyla yaptığı çalışma kapsamında, 19 Mart 2005 günü düzenlenen bir törenle Behçet Necatigil'in 1964 yılından 1979 yılında ölümüne dek yaşadığı Deniz Apartmanı'nın girişine bir plaket koydu. Behçet Necatigil, Eski Toprak'la 1957 Yeditepe Şiir Armağanı'nı, Yaz Dönemi kitabıyla da TDK 1964 Şiir Ödülü'nü aldı. Ölümünden sonra ailesi tarafından konulan Necatigil Şiir Ödülü, 1980 yılından beri veriliyor. Behçet Necatigil'in EserleriŞiir:
Radyo oyunları:
Düzyazı:
Antolojileri:
Mektup:
Çevirileri:
Bütün yapıtları:
Ödülleri:
Behçet Necatigil Şiirlerinden Örnekler | |
GİZLİ SEVDA Hani bir sevgilin vardı Sokakta ayaküstü Seni sordu Mesutmuş, kocasını seviyormuş AŞK DUYARLIĞI Uzanır fildişi turlarına Gecenizde ansızın duyduğunuz sestir bu Hep kendi dünyasında olacak biliyordu Gecenizde ansızın döktüğünüz yastır bu YALNIZLIK Yalnızlık bir yağmura benzer, Erselik saatlerde yağar yere Akar, akar yalnızlık ırmaklarca. | |